11 Ağustos 2010 Çarşamba
26 Temmuz 2010 Pazartesi
Tembel Editörden mesaj var :)
Zaten blog'a birşeyler yazmak zor şimdi birde facebook vs.. çıktı iki cümle yazıp durumunu özetliyorsun, tam tembel işi yani, blog'un durumu iyice kötüye gitti.
Halbuki yazacak ne kadar çok şey var; bir kere blog'a adını veren arkadaşın internet forumlarında daha önce hiç görmediğim bir sürü sayısını buldum, hemde taranmış, kitap haline getirilmiş. Hiç görmediğim deyince belki birşey ifade etmemiş olabilir size ama ben bunları görünceye kadar memlekette çıkmış bütün MisterNo kitaplarını okuduğumu sanıyordum. Bu gururla hüzün karışımı bir duygu verir çizgi roman severe, gurur duyarsın hepsini okudum diye ama bir yandan da hüzünlenirsin okuyacak başka birşey kalmadı diye. Dolayısıyla nasıl sevindiğimi ancak Ulaş anlar. Bu arada buldum dediysem kendim arayıp bulmadım tabii; Ulaş söyledi. Birkaç sayısını indirip okudum fırsat buldukça yavaş yavaş sindire sindire kalanlarıda okuyacağım. Bu durum benim için ilk olacak, ben genellikle birşey okumaya başladım mı bitirene kadar başından kalkamam. Ara ara okumaktan uzaklaşmamın nedeni bu sanırım. Beşyüz tane kitabı bulup her fırsatta gece gündüz okumaya çalışmak bir noktadan sonra nasıl bir eziyettir bilir misiniz? Bilemezsiniz, bunu da ancak Ulaş bilir :)
Bir başka konuda tabii ki blog'a en fazla konu ettiğim (hepi topu 6-7 yazı var yarısından fazlası) Lakers ve Kobe son iki yılı iki şampiyonlukla geçirdiler. Üstelik sonuncusu Celtics'e karşıydı, yani olabilecek en güzel sezon sonu oldu. Buna rağmen yazmamışım birşeyler, halbuki takım kötü giderken, şampiyonluk kaçmışken yazmışım önceki yazıları. İlginç !!
Neyse şimdi artık bu blog'u güncellemek için bir neden buldum; Deniz ve İpek'le ilgili gelişmeleri buraya girmeyi planlıyorum. Tek rakibim meşhur tembelliğim; yukarda satır aralarında kaybolmuş olabilir ama manyak gibi okuma seansları konusunda kendimi eğittim; belki blog tutma konusunda da eğitebilirim.
Halbuki yazacak ne kadar çok şey var; bir kere blog'a adını veren arkadaşın internet forumlarında daha önce hiç görmediğim bir sürü sayısını buldum, hemde taranmış, kitap haline getirilmiş. Hiç görmediğim deyince belki birşey ifade etmemiş olabilir size ama ben bunları görünceye kadar memlekette çıkmış bütün MisterNo kitaplarını okuduğumu sanıyordum. Bu gururla hüzün karışımı bir duygu verir çizgi roman severe, gurur duyarsın hepsini okudum diye ama bir yandan da hüzünlenirsin okuyacak başka birşey kalmadı diye. Dolayısıyla nasıl sevindiğimi ancak Ulaş anlar. Bu arada buldum dediysem kendim arayıp bulmadım tabii; Ulaş söyledi. Birkaç sayısını indirip okudum fırsat buldukça yavaş yavaş sindire sindire kalanlarıda okuyacağım. Bu durum benim için ilk olacak, ben genellikle birşey okumaya başladım mı bitirene kadar başından kalkamam. Ara ara okumaktan uzaklaşmamın nedeni bu sanırım. Beşyüz tane kitabı bulup her fırsatta gece gündüz okumaya çalışmak bir noktadan sonra nasıl bir eziyettir bilir misiniz? Bilemezsiniz, bunu da ancak Ulaş bilir :)
Bir başka konuda tabii ki blog'a en fazla konu ettiğim (hepi topu 6-7 yazı var yarısından fazlası) Lakers ve Kobe son iki yılı iki şampiyonlukla geçirdiler. Üstelik sonuncusu Celtics'e karşıydı, yani olabilecek en güzel sezon sonu oldu. Buna rağmen yazmamışım birşeyler, halbuki takım kötü giderken, şampiyonluk kaçmışken yazmışım önceki yazıları. İlginç !!
Neyse şimdi artık bu blog'u güncellemek için bir neden buldum; Deniz ve İpek'le ilgili gelişmeleri buraya girmeyi planlıyorum. Tek rakibim meşhur tembelliğim; yukarda satır aralarında kaybolmuş olabilir ama manyak gibi okuma seansları konusunda kendimi eğittim; belki blog tutma konusunda da eğitebilirim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)